Disleksi belirtileri ve tedavi yöntemleri nelerdir? Öğrenme güçlüğü ile başa çıkma yöntemleri

Öğrenme güçlüğü olarak bilinen Disleksi hastalığı hakkında merak edilen pek çok soru bulunmaktadır. Peki Disleksi belirtileri ve tedavi yöntemleri nelerdir? Bu yazımızda öğrenme güçlüğü ile başa çıkma yöntemleri hakkında ayrıntılara yer vereceğiz…

Disleksi belirtileri ve tedavi yöntemleri nelerdir? Öğrenme güçlüğü ile başa çıkma yöntemleri

Disleksi hastalığının ne olduğundan bahsedecek olursak kısaca öğrenme zorluğu olarak özetleyebiliriz. Sağlıklı kişilerde konuşmanın yönetilmesi durumu beynin sol ön lobu tarafından uygulanmaktadır. Ancak disleksi hastaları beyinlerinin bu bölümünü kullanırken sorun yaşamaktadırlar. Buna bağlı olarak Disleksi hastalarında konuşma sırasında bazı anormallikler gözlemlenebilmektedir. Bu anormallikler aşırı hızlı konuşma ya da aşırı yavaş konuşma olarak gözlemlenebilmektedir.

Disleksi hastalığında bireylerin kelimeleri çözümlemeleri diğer insanlara göre daha farklı gerçekleştiğinden kelimeler telaffuz ederken heceleme, kekeleme ya da bekleme gibi durumlar da görülebilmektedir. Elbette bu hastalığın bir de psikolojik boyutu bulunmaktadır. Disleksi hastaları özellikle çocukluk dönemleri içerisinde konuşmalarından dolayı toplum tarafından dikkate alınmayabilir ve bu hastanın psikolojik olarak bunalıma girmesine neden olabilmektedir.

Disleksi hastalığının özellikle ilkokul döneminde teşhisinin konması oldukça önemli bir husustur. Zira teşhisin konmaması durumunda ilerleyen senelerde bireyler kendilerinde bu hastalığın olup olmadığını bilmeden hayatlarına devam etmektedirler.

Geçmiş dönemlere bakıldığında Dünya üzerindeki en akıllı insanların Disleksi hastası oldukları görülmektedir. Bu insanlara Albert Einstein, Leonardo Da Vinci, Walt Disney gibi isimler sayılabilmektedir.

Disleksi Belirtileri

Disleksi hastalığı bireylerde doğuştan olabildiği gibi doğumdan sonra travmatik olarak da oluşabilmektedir. Ancak hastalığın tam olarak teşhis edilmesi çocukların akıcı şekilde konuşmaya başlamaları gereken ilkokul döneminde mümkün olmaktadır. Okuma yazmayı öğrenen çocuklardan yaşıtlarına göre daha yavaş öğrenenler, daha yavaş okuyanlar, daha yavaş heceleyenler ve yazanların disleksi hastası olma olasılığı bulunmaktadır. Diğer yandan bu çocuklar d harfini b ile, p harfini ise g harfi ile karıştırabilmektedirler. Aynı zamanda yine disleksi hastası çocuklar arkadaşlarına göre önceki derslerden daha az şeyleri hatırlayabilir, hatırlama konusunda zorluk yaşayabilmektedirler. Aşağıdaki kısımda genel olarak Disleksi hastalığının bulguları sıralanmıştır.

  • Okuma ve yazmada akıcılık sorununun ortaya çıkması,
  • Kelimelerin hecelenmesi ve çözümlenmesinde sıkıntı yaşanması,
  • İlkokul çağındaki çocuğun okuduğunu anlayamaması ya da okuma esnasında dikkatinin dağılması,
  • Okuma ve yazma sıkıntısı yaşamayan çocuklarda, ileri düzey dil bilgisi becerilerinin anlaşılamaması,
  • İnce kas becerilerinde koordinasyon zayıflığı nedeniyle yaşıtlarına göre fiziksel aktivitelerinin daha zayıf olması,
  • Yaşıtlarına göre konsantrasyon eksikliği ve buna bağlı olarak bir eylemi gerçekleştirirken zorlanma,
  • Bireyin kendini ifade ederken kurduğu cümleler arasında bağlantı bozuklukları ve mantık hatalarının olması,
  • Okuma sırasında çekingen davranma ve düşük sesle okunması

Disleksi Neden Olur?

Disleksinin neden oluştuğu konusunda senelerdir bilim insanlar tarafından araştırmalar yapılıyor olsa bile hala bu hastalığın çıkış sebebi belirlenememiştir. Ancak disleksi rahatsızlığının gen ya da beyin gelişimi farklarından dolayı ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu düşüncenin oluşmasında en çok disleksi görülen kişilerin kardeşlerinin ortalama %40’lık bölümünün okumakta zorlandığının anlaşılması ve anne ya da babalarının da ortalama %49’luk bölümünün disleksi hastası olması etkili olmuştur.

Disleksi Hastalığı Teşhisi Nasıl Konur?

Hastalığın teşhisinin konması oldukça zordur. Okulda ya da bireysel olarak hastaların gözlemlenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak teşhisin konmasında en çok etkili olan husus sınıf öğretmenleri olmaktadır. Sınıf öğretmenleri öğrencilerini iyi gözlemlediğinde hastalığın belirtileri ile uyuştuğunda teşhis konabilmektedir. Öğretmenlerin bu değerlendirmeleri ardından çocukların hastanelere sevk edilmesi ve burada uzman doktorlar tarafından muayene ederek teşhisin kesinleştirilmesi gerekmektedir.

Diğer yandan disleksi hastalığı büyük bir oranda genetik olarak geçtiği için ailede daha önceden disleksi teşhisinin konduğu birisinin olması halinde anne ve babaların sorumluluk sahibi bireyler olarak evlatlarına ilgili muayeneleri yaptırmaları gerekmektedir.

Disleksi Hastalığının Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Disleksi hastalığı hastanın ömrü boyunca onunla beraber olacağı için bu hastalığın tedavisinden çok, hastalıklar beraber yaşanırken neler yapılması gerektiğine yönelik yöntemler geliştirilmektedir. Disleksi hastalığının tedavisi ilaç ya da herhangi bir ameliyat ile mümkün olmamaktadır. Bu bağlamda bu hastalık ile beraber nasıl yaşanması gerektiğinin öğrenilmesi ve bazı önlemler alınarak hayatın daha da kolaylaştırılması gerekmektedir.

Öncelikle hastalığın teşhisinin genellikle ilkokul döneminde konmasından kaynaklı olarak teşhis konan çocuklara özel bir eğitim verilmesi gerekmektedir. Bu eğitim sayesinde çocukların yaşıtları ile iletişim kurarken büyük sorunlar yaşamaması ve buna bağlı olarak arkadaşlıklar elde etmesi sağlanmalıdır. Ancak disleksi hastası olan çocuklara eğitim verilirken bunun özel eğitim almış öğretmenler tarafından verilmesi gerekmektedir. Bu hastalığa sahip bir çocuğa nasıl bir eğitim verilmesi gerektiği konusunda yetkin ve bilgili olan kişilerin daha çok ön planda olmaları gerekmektedir.

Bu özel eğitimin yanında çocukların bir terapist ile düzenli olarak görüşerek konuşmaları da çocukların psikolojileri açısından iyi olacaktır. Zira çevresindeki diğer yaşıtlarından daha farklı konuşan bir çocuğun zamanla beraber psikolojik sorunları da kendini gösterecek ve hayatını zora sokacaktır. Bu yüzden terapistlerde destek alınması gerekmektedir. Terapist ile özel eğitim veren öğretmenin sürekli olarak iletişim halinde kalması ve işbirliği ile çalışması büyük önem arz etmektedir.

Güncelleme Tarihi: 29 Mart 2020, 09:07

YORUM EKLE

Popüler Haberler