18 Şubat 2019 Pazartesi 21:46
İlave Tediyesi Ödenmeyen İşçi İş Sözleşmesini Feshedebilir Mi? İşte Sayıştay Kararı

4857 nolu İş Kanunu’nda yer alan kararlara göre ücreti ödenmeyen işçilere tek taraflı sözleşme fesih hakkı tanınmaktadır. Hakkını alamayan işçinin sözleşmesi feshedildiği an kıdem tazminatı hakkı da doğmuş olacaktır.

Ancak düzenleme, ilave tediyesi zamanında ödenmeyenler için değil ödenmeyenler içindir. Yani ödemelerini zamanında alamadığı için iş akdini fesheden işçi tazminatları ödemekle yükümlüdür. İlave tediyenin zamanında yatırılmaması halinde işçiye sözleşmeyi feshetme hakkı tanınmaz.

Sayıştay kararına göre işçinin sözleşmesini feshedebilmesi için maaş ve ek ödemelerin 6 ay süre boyunca ödenmemesi gerekir. 2014 yılında yayınlanan iş mevzuatı ile ilgili Sayıştay kararlarına göre istifası haklı görülen kişilere yapılan ödemeler kamu zararı olarak değerlendirilmiştir. Bundan dolayı ilgili kişilerden bu tutarın tanzimiyle mükellef olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Sayıştay Kararı;

Bilindiği gibi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinin II/e fıkrasında, “İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,” işçinin fesih hakkı olduğu hüküm altına alınmıştır. Kanun’un 31. Maddesinde ise genel anlamda ücretin bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olduğu belirtilmektedir. Sayıştay Temyiz Kurulu’nun 17/01/2018 tarihli kararına konu olan olayda, ilave tediyesi eksik ödendiği için istifa eden belediye işçisine kıdem tazminatı ödenmesi kamu zararı olarak değerlendirildi.

Kararda; “… Ancak dört adet ilave tediye ödemesinin yapılamaması haklı nedenle fesih kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte değildir. Ücretin sürekli olarak geç ödenmesinin işçinin yaşam şartlarında esaslı değişikliğe yol açması, hayat şartlarını zora sokması haklı nedenle fesih hakkını oluşturur. İşçinin maaş ve diğer ödemeleri belirli bir dönem 6 ay gibi ödenmez ise bu hakkı kullanabilir. Burada sadece ilave tediyeden kaynaklanan önemli miktarda olmayan ve kişinin geçimini etkilemeyen bir alacağı vardır. Dolayısıyla derhal fesih hakkı burada uygulanamaz. Kaldı ki ilave tediyenin ücret kapsamında sayılmaması gerekmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu 32. maddesinde, “Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.” Denilse de maddenin devamında, “(Ek fıkra : 17/4/2008-5754/85 md.) Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir.” denilmektedir.

Dolayısıyla genel anlamda ücreti en geç bir ayda ödenen her türlü para ile ödenen tutar olarak değerlendirmek gerekir. İlave tediye ise 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun hükümlerine göre yılda 4 taksitte yapılan bir alacak hakkı olduğundan ücret kapsamında değerlendirilmemesi gerekir.” denilmektedir. Sayıştay kararında, ilavede tediyenin ödenmediğini gerekçe göstererek istifa eden ve bu istifası haklı fesih olarak değerlendirilip kıdem tazminatı verilen işçiye yapılan ödemeler, kamu zararı olarak değerlendirilip ilgililerden tazminine karar verildi. İlgili Sayıştay kararı şöyle;

KONU: Kanuna aykırı kıdem tazminatı ödenmesi ve ayrıca ilave tediyenin yanlış hesaplanması. 8- 206 sayılı İlamın 10. maddesiyle; … Belediyesinde işçi olarak çalışan ve özel kalem müdürlüğüne açıktan atanan …’e kanuna aykırı kıdem tazminatı ödemesi yapılması ve ayrıca ilave tediyenin yanlış hesaplanması nedeniyle … TL’ye tazmin hükmü verilmiştir. Sorumlular ortak temyiz dilekçelerinde özetle; 4857 sayılı İş Kanunun 32. maddesinde, “Genel anlamda ücret; Bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.” denildiğini, 18 Kasım 2008 tarih 27058 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Ücret, Prim, İkramiye ve bu Nitelikteki her türlü İstihkakın Bankalar aracılığıyla ödenmesine dair Yönetmelikle ve İş Kanunun 32. maddesinde 5754 sayılı yasa ile yapılan değişiklik ile 01/01/2009 tarihinden itibaren ülke genelinde 10 ve daha fazla çalışan olması halinde “Ücret, prim ,ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak kural olarak, Türk parası ile iş yerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir.” hükmü getirildiğini, 01/01/2009 tarihinden itibaren İşverenlerin 10 kişinin üzerinde personel çalıştırıyor ise çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit açılan banka hesapları dışında ödeyemeyeceklerini, İş Kanunun 32. maddesinde ücretin ödeme zamanı da belirtilerek şöyle dendiğini; “Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir.

Buna göre işveren, işçinin ücretini kanun, iş veya toplu iş sözleşmeleri hükümlerine göre hesaplamak ve zamanında ödemek zorundadır.” İş Kanununun 24. maddesinin 2. bendinin e fıkrasına göre “İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse işçi iş akdini haklı nedenle derhal sona erdirilebilir.” denildiğini, İş Kanununun bu hükmünde işçilerin emeğinin karşılığı ve genellikle tek geçim kaynağı olan ücretinin ödenmesi veya eksik ödenmesi halinde işçiye haklı nedense fesih hakkının tanınmasının hükme bağlandığını, İşçinin, sadece temel ücretinin değil geniş anlamda ücretinin başka bir anlatımla her türlü ücret eklerinin ödenmemesi nedeniyle de bu hakkını kullanabildiğini, aynı şekilde, işçinin rızası alınmaksızın herhangi bir şekilde ücretinden tek taraflı olarak indirim yapılmasının da bu nitelikte olduğunu, buna karşılık, işçinin yapılan ücret artışını yeterli bulmaması veya zam talebinin kabul edilmemesi nedeniyle iş akdini sona erdirmesinin haksız fesih sayıldığını ( Y9HD, 8.3.2004, 15604/4330 kararı), işveren işçinin yasaya uygun bir biçimde talep ettiği avansı ödemezse işçi lehine haklı nedenle fesih hakkı doğduğunu, gerçekten Yargıtay’a göre “Borçlar Kanununun 327’nci maddesiyle o maddede anılan kayıt ve şartlar altında işçi işverenden ücret avansı pi isteyebileceğine göre avansın verilmemesi haklı fesih sebebi teşkil eder” (Y4HD, 14.3.1957,77/1322,) denildiğini, işverence sadece ücretin ödenmemesi veya eksik ödenmesi değil geç ödenmesinin de derhal fesih hakkının doğumuna yol açtığını, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir kararında, iş akdinde işlemiş ücretlerin gelecek ayın ilk haftasında ödeneceği kararlaştırılmış olmasına karşın şubat ayından itibaren ücretlerin kararlaştırılan süreden sonra ödenmesine ve bu durumun ağustos ayına kadar devam etmesini isabetli olarak işçi lehine haklı fesih nedeni saymış ve işçinin kıdem tazminatına hak kazanacağını hüküm altına aldığını (YHGK,29.3.1989, -9-132/210.),

Ücretlerin geç ödenmesi halinde işçinin haklı nedenle fesih hakkının sınırını dürüstlük ve iyi niyet kuralları belirlediğini, bunun gibi işyerinin içine düştüğü mali güçlük veya genel ekonomik krizin işçilerin ücretlerinin ödenmemesinin veya ödemenin ertelenmesinin haklı gerekçesini oluşturmadığını, ancak Yargıtay tarafından bu konuda farklı yönde kararlar verildiğini, ekonomik kriz döneminde kamu kuruluşlarına ait işyerlerinde toplu iş sözleşmelerindeki ücret zamlarının ödenmesinin tek taraflı olarak bir takvime bağlanarak ertelenmesinin mümkün bulunduğunun, bunun yargıç tarafından sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması yoluyla gerçekleştirilebileceğinin hükme bağlandığını (Y9HD,31.1.1995, 16730/1307), Yüksek mahkemenin söz konusu içtihadı isabetli sayılamayacağını, çünkü Anayasanın 53. maddesinde güvence altına alınmış olan toplu iş sözleşmesi özerkliğine yargıcın müdahalesi mümkün bulunmadığı gibi yasa koyucunun dahi yasa yoluyla böyle bir müdahalede bulunamayacağını (AYM ,9.12.1976, 34/52, RG, 15.3.1997, S.15879.), toplu iş sözleşmesi hükümlerinin ancak sözleşmenin taraflarının karşılıklı rızasıyla değiştirilebileceğini, bu itibarla ekonomik kriz döneminde de işçinin ücretinin ödenmemesi veya ödemenin tek taraflı olarak ertelenmesi halinde işçinin kural olarak İK 24/II, e’ye uygun biçimde iş akdini haklı nedenle feshedebildiğini (… ,İstanbul 1999, 1996-197.), İşçinin ücretinin ödenmemesi nedeniyle derhal fesih hakkını altı iş günlük hak düşürücü süresi içinde kullanabildiğini (İK 26/1), ancak işverence ücret ödenmediği sürece hak düşürücü sürenin işlemediğini, işçi tarafından iş akdi haklı nedenle derhal feshedildiğinde, işçinin ücretinin işle yasadan ve sözleşmeden doğan para ve parayla ölçülmesi mümkün tüm menfaatlerinin tam olarak ödenmesinin zorunlu olduğunu (İK 32/5), ayrıca iş akdini süresi içinde haklı nedenle fesheden işçinin, işverenin bu davranışı sonucu bir zarara uğramışsa genel hükümlere göre bir tazminat talep edebileceğini (İK 26/2), nihayet, bu durumdaki işçinin işyerinde bir yıldan fazla çalışmışsa kıdem tazminatına hak kazandığını (İK14), Belediyede işçi statüsünde çalışmakta iken 6772 sayılı Kanun gereği ödenmesi gereken ikramiyelerinin zamanında ödenmemesi sebebiyle 4857 sayılı İş Kanununun 24/ll-e maddesi gereğince hizmet akdini bildirimli ve tazminatlı olarak fesh eden … ‘e yapılan toplam … TL ödemede de yukarıda açıkça belirtilen yasal hükümler gereğince mevzuata aykırı bir husus bulunmadığını, Yönetmelik gereğince adı geçen personelin üçer aylık dönemler halinde bu tazminat ödemesinden yararlandırıldığını belirterek tazmin hükmünün kaldırılarak haklarında beraat kararı verilmesini talep etmişlerdir.

Başsavcılık mütalaasında; “İlamın 10. maddesindeki kamu zararına ilişkin olarak, İtiraz konusu hususların, Daire Kararında karşılandığı görülmüştür. Bu nedenle, İlamın 10. maddesi için ileri sürülen itiraz gerekçelerinin, ilam hükmünün bozulmasını ya da hükmün kaldırılmasını gerektirecek mahiyette olmadığı düşünüldüğünden, temyiz talebinin reddedilerek, yasa ve yönteme uygun düzenlenmiş Daire Kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.” denilmiştir. Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; … Belediyesinde işçi olarak çalışırken 13.07.2014 tarihinde bildirimli ve tazminatlı olarak iş akdini fesheden ve 14.07.2014 tarihinde özel kalem müdürlüğüne açıktan atanan …’e kanuna aykırı olarak kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı ve ayrıca ilave tediyenin hatalı hesaplanarak ödendiği görülmüştür. 4857 sayılı İş Kanununun 24. maddesinin II/e fıkrasında,“İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,” işçinin haklı nedenle fesih hakkı olduğu, “Derhal fesih hakkını kullanma süresi” başlıklı 26. maddesinde, “24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz.

Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat hakları saklıdır.” denildikten sonra, 31. maddesinde, genel anlamda ücretin bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olduğu, “Ücretin gününde ödenmemesi” başlıklı 34. maddesinde ise, “Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır.” düzenlemeleri yapılmıştır. Adı geçen …’ün 26.08.1998 tarihinde belediyede geçici işçi olarak işe başladığı, 5620 sayılı Kanunla kadrolu işçi olduğu, yazdığı 13.07.2014 tarihli dilekçe ile, “6772 sayılı Yasa gereği ödenmesi gereken ikramiyenin bir bölümü ödenmemiş bulunmaktadır. Bu şartlarda hizmet akdimi devam ettirmem mümkün olmadığından 4857 sayılı İş Kanununun 24/II-e maddesi gereğince hizmet akdimi bildirimli ve tazminatlı olarak fesh ettiğimden tüm hak ve alacaklarım ile kıdem tazminatımın hesap edilerek tarafıma ödenmesini arz ederim.” talebinde bulunduğu ve aynı gün Belediye Başkanı …’ın imzalı oluru ile işlem tesis edildiği görülmüştür. … Belediyesince 16.05.2014 tarih ve 2014/336 sayılı Belediye Başkanı … imzalı İçişleri Bakanlığına yazılan yazıda ise aynen, “Belediyemizde boş bulunan 1. derece özel kalem müdürü kadrosuna 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 59’uncu maddesi gereğince açıktan atanması yapılacak olan …’e ait belgeler düzenlenerek ilişikte sunulmuştur. Bilgilerini ve gereğini arz ederim.” denildiği, açıktan atama izin talebi İçişleri Bakanı …’nın 16.06.2014 tarihli oluru ile verildiği, 19.06.2014 tarih ve 1738 sayılı Kaymakam … tarafından … Belediye Başkanlığına bildirildiği, 20.06.2014 tarihinde Belediye Başkanı tarafından İnsan Kaynakları Müdürlüğüne havale edildiği, …’ün 14.07.2014 tarih ve 2014/512 sayılı yazı ile Belediye Başkanı …’ın imzasıyla Özel Kalem Müdürlüğüne, 10.11.2014 tarih ve 2014/918 sayılı yazı ile Belediye Başkanı …’ın imzasıyla 7 kadro dereceli memur kadrosuna atandığı ve Özel Kalem Müdürlüğünü de vekâleten yürütmesinin uygun görüldüğü, 17.11.2014 tarih ve 2014/942 sayılı yazı ile de Belediye Başkanı …’ın imzasıyla Belediye Başkan Yardımcısı kadrosuna 1/1 derece ve kademe karşılığı aylık almak üzere atandığı, adı geçen memurun özel kalem müdürlüğünün iş ve işlemleri ile sınırlı olmak kaydı ile bu görevi yürüttüğü anlaşılmıştır.

İşçilere yapılan maaş, fazla çalışma, yılda 30 günlük ikramiye (30 günlük ikramiye 3’er gün olarak Mart ayından başlamak üzere maaşlara eklenerek 10 ay süresince ödenmektedir.) gibi ödemelerde sıkıntı oluşmadığı, sadece bazı ilave tediye ödemelerinin yapılamadığı tespit edilmiştir. Ancak dört adet ilave tediye ödemesinin yapılamaması haklı nedenle fesih kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte değildir. Ücretin sürekli olarak geç ödenmesinin işçinin yaşam şartlarında esaslı değişikliğe yol açması, hayat şartlarını zora sokması haklı nedenle fesih hakkını oluşturur. İşçinin maaş ve diğer ödemeleri belirli bir dönem 6 ay gibi ödenmez ise bu hakkı kullanabilir. Burada sadece ilave tediyeden kaynaklanan önemli miktarda olmayan ve kişinin geçimini etkilemeyen bir alacağı vardır. Dolayısıyla derhal fesih hakkı burada uygulanamaz. Kaldı ki ilave tediyenin ücret kapsamında sayılmaması gerekmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu 32. maddesinde, “Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.” denilsede maddenin devamında, “(Ek fıkra : 17/4/2008-5754/85 md.)

Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir.” denilmektedir. Dolayısıyla genel anlamda ücreti en geç bir ayda ödenen her türlü para ile ödenen tutar olarak değerlendirmek gerekir. İlave tediye ise 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun hükümlerine göre yılda 4 taksitte yapılan bir alacak hakkı olduğundan ücret kapsamında değerlendirilmemesi gerekir. Öte yandan, işçinin haklı nedenle fesih hakkının sınırını dürüstlük ve iyi niyet kuralları belirler. …’ün maaş ve diğer haklarını aldığı, ilave tediyelerden sadece dört adedini alamadığı ve Belediye Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında yapılan yazışmalar ve 13.07.2014 tarihli dilekçesi ile 14.07.2014 tarihli açıktan atanma onayının (işlemin başlama tarihinin 16.05.2014 günü olduğu dikkate alındığında) birlikte değerlendirilmesinde, kendi isteğiyle ayrılmak durumunda kalacak olan …’e kıdem tazminatı ödenmeyeceği açık olduğundan kıdem tazminatı ödenmesini sağlamak için böyle bir işlem yapıldığı kanaatine varılmıştır.

Diğer taraftan alacak olan dört ilave tediyenin tutarı dikkate alındığında 4857 sayılı Kanunun 24/II Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerlerinden sayılan (e) fıkrasındaki “İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,” hükmü kapsamına girmediği görülmüştür. …’e yapılan 2014 yılı 3’üncü ilave tediyenin yanlış hesaplanması hususunda ise; söz konusu ilave tediyenin tam ödendiği, oysa 13.07.2014’te işten ayrılan kişiye ödenen 3’üncü ilave tediyenin 13 gün üzerinden hesaplanması gerektiği değerlendirilmiştir. Özel Kalem Müdürlüğüne açıktan atanan ve oradan memurluğa geçirilen …’ün kendi isteğiyle işçilikten ayrıldığı, ancak 4857 sayılı Kanunun 24. maddesinin ilave tediye ödemelerinden bazılarının zamanında yapılmaması gerekçe gösterilerek kıdem tazminatı tahakkuk ettirilmesi suretiyle … TL ve 2014 yılı 3. ilave tediyenin yanlış hesaplanması sonucu … TL olmak üzere toplam … TL kamu zararına sebebiyet verilmiştir. Bu itibarla, sorumlu iddialarının reddedilerek 206 sayılı İlamın 10. maddesiyle … TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, oybirliğiyle, Karar verildiği 17.01.2018 ve 43989 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Son Güncelleme: 18.02.2019 21:46
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.